Kanser hastalarında psikolojik desteğin önemi
Kanser hastalarında psikolojik desteğin önemi Ülkemizde kanser hastalarının ve ailelerinin genellikle fizyolojik tedaviye ağırlık verdiğini, hatta kanserle mücadele eden çoğu kişinin psikolojik yardım almaya yönlendirilmediğini biliyoruz. Oysa kanser teşhisinin kişinin yoğun ve yorucu bir tedavi sürecine başlamasına, sağlığının düzelip düzelmeyeceğiyle ilgili kaygılarının ortaya çıkmasına, kısacası hayatının ve gündeminin bir anda değişmesine yol açtığını; tüm bunların da hasta ve yakınlarının psikolojisi üzerindeki menfi etkilerini düşünmek hiç de zor değil. Peki bu etkilerin boyutu nedir? Kanser olduğunu öğrenen kişi psikolojik olarak neler yaşar? Psikolojik destek almaları tedavilerine ne gibi katkı sağlar? Tüm merak edilenleri Pudra.com oyucuları için Humanite Psikiyatri Tıp Merkezi Direktörü ve İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Psiko-Sosyal Onkoloji Bilim Dalı Kurucusu Prof. Dr. Sedat Özkan’a sorduk. Kanser hastaları psikolojik destek almalı mı? Günümüzün en zorlayıcı hastalıklarından olan kanser çoğul tedavileri gündeme getiren ve hem hastalığı yaşayan kişide hem de yakınlarında ve toplumda korku yaratan bir hastalık. Bu nedenle kanserli hastanın ve hasta yakınlarının psikolojisi tüm tedavi içerisinde oldukça önemli bir yer tutuyor. Kanseri bir yaşam krizi olarak düşündüğümüzde, bireylerin günlük hayatlarını, yaşamdaki rollerini, ilişkilerini doğrudan etkileyen bir hastalık karşımıza çıkar. Kanser tanısı olasılığı olan ya da tanısı saha hastalarda ise menfi his ve düşüncelerin gelişmesi neredeyse kaçınılmaz. Kanser teşhisi hastada bir yıkım gibi algılanır ve en dramatik anlamıyla kişinin psikolojik dengesinde krize sebep olur. Kriz, sağlıklı yaşamdan hastalık ve ölüm tehdidine uyumlanmaya uzanan bir süreçtir. Kanser olduğunu öğrenen kişi nasıl bir psikolojiye girer? İlk aşamada en yaygın tepki, şoke olma ve inanmamadır. Gerçeğin derhal inkârı, çoğu kez, katlanılması çok güç gerçeğin yarattığı kaygı, panik ve çaresizlik duygularına karşı gelişen bir savunmadır. Bir anlamda gerçeği redderek hasta, kendini dayanılmaz olan kaygıdan korur. Bu nedenle hastaya lüzumlu sosyal, çevresel ve romantik desteklerin sağlanarak bunun yavaş yavaş söylenmesi daha doğru olabilir. İkinci aşamada kızgınlık ve depresyon gelişir. Hastanın kızgınlık ve isyanını anlatım edememesi, depresyon riskini arttırır. Bu dönemde kaygı, yemeden-içmeden kesilme, dikkat dağınıklığı, “Neden ben?” türü hiddetlenmeler ve başkaldırı duyguları normaldir. Kanser hastalarında hangi psikolojik rahatsızlıklar görülebilir? Kanser hastalarında ortaya çıkan psikiyatrik bozukluklara ilişkin araştırmalar, bu hastaların yarısına yakınında tanı, tedavi ve seyrin bir aşamasında tedavi gerektirecek düzeyde psikiyatrik arıza görüldüğünü ortaya koyuyor. Psikiyatrik açıdan bu tabloların sıklığı şöyle bir sıra izler: depresif ahenk bozukluğu, majör depresyon, organik beyin sendromu, kişilik bozuklukları ve anksiyete bozukluğu. Depresyon ve organik beyin sendromu, kanser hastalarında en yaygın psikiyatrik bozukluklardır. Psiko-onkolojinin önemi nedir? Psiko-onkoloji (kanser psikolojisi) kanser tedavisindeki gelişmelerle birlikte giderek önem kazanmış ve bugün de tedavinin ayrılmaz bir parçası olarak giderek yayılmakta ve gelişmektedir. Psiko-onkoloji, kanserin hasta, aile ve tedavi ekibi üzerindeki psikolojik etkilerini, psikolojik ve davranışsal faktörlerin kanser risk ve seyrindeki etkilerini araştıran ve kanser hastalarına psikolojik tıp hizmetlerini sunan bir disiplin. Ülkemizde umumi olarak hastalığın medikal tedavisi dünya şartlarında yapılsa da psikososyal boyutu yeterince önemsenmiyor. Oysa kanser hastalığı cerrahi girişim-kemoterapi-radyoterapi ile tedavi edilirken hastanın psikolojisinin desteklenmesi tedavinin bütünleyici bir parçasıdır. Hastalığın ve tedavi yöntemlerinin yarattığı psikiyatrik komplikasyonlar ve psikolojik ahenk güçlükleri (inkârdan felaketçi tutuma kadar) hastanın uyumunu, yaşam kalitesini, ilişkilerini bozmanın ötesinde hastalığın seyrini ve tedaviye cevabını menfi etkiler. Psikolojik desteğin kanser hastaları üzerindeki faydaları neler? Kanser hastalarında psikoterapi hastalığın fiziksel tedavisini tamamlar; tedavinin bütünleyici ve ayrılmaz bir bölümüdür. Kişiye, hastalığın tipine, evresine, psikososyal çevreye göre değişmekle beraber, kanser hastalığı zaten psikolojik zorlanma ve bozukluklara yol açma potansiyeli en yüksek olan hastalık gruplarındandır. Kanserde psikolojik tedavi girişimleri; bireysel psikoterapi, psikolojik eğitim veya öbek terapisi ile kanserle baş etme davranışını geliştirmek için uygulanan sistematik çabalardır. Umumi amacı; morali kendine güveni ve baş etme yetisini artırırken, sıkıntıyı ve ruhsal sorunları azaltmaktır. Ayrıca; bireyin hastalıkla savaşırken denetim duygusunu geliştirmek ve karşılaştığı sorunları çözmede pratik çözümler gösterebilmek; kızgınlık, öfke, suçluluk gibi his ve tepkilerin serbestçe anlatım edilmesini ve hastalıkla ilgili düşüncelerin anlatılmasını cesaretlendirmek; psikolojik ve sosyal uyumu sağlayarak yaşam kalitesini arttırmak ve hasta ile aile ve sosyal etkileşim alanları arasındaki etkileşimi güçlendirmek psikoterapinin amaçları arasında sayılabilir. Aile yakınları da psikolojik destek almalı mı? Kanser, hastalığı yaşayan kişide olduğu kadar ailesinde de krize sebep olur. Hasta ile aile arasındaki ilişkilerde güçlükler ortaya çıkar. İlişkilerde dengeli, duyguların serbestçe ifadesine ruhsat veren, çatışmaların az, işbirliğinin çok olduğu ailelerde hastanın uyumu en iyi seviyeye çıkar. Ayrıca kanser hastasına ek olarak, sıklıkla aileler de psikolojik destek ve tedaviye ihtiyaç duyar. Özetle, tüm hastalık süreci ve sonrasında psikolojik tedavi ve destek tüm bu zorlu süreci destekleyecek, yaşam kalitesini ve tedavi etkinliğini artıracaktır.
|