![]() |
![]() |
#1
|
|||
|
|||
![]()
Duygusal Zeka (EQ) Türümüz var oluşunu büyük ölçüde duyguların insan ilişkilerindeki gücüne borçludur. Kararlarımızı ve hareketlerimizi şekillendirirken hislerimiz çoğu vakit düşüncelerimize baskın çıkar. Duygular bize yargıç olduğu sürece, zeka iyi ya da kötü hiç bir yere varamaz.
Tüm duygular harekete geçmemizi sağlayan dürtülerdir.Aslında biz iki zihne sahibiz; birisi düşünüyor, diğeri ise hissediyor. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedir.Akılcı zihin, bilincimize daha yakındır, düşüncelidir ve tartıp yansıtabilir. Bunun yanında fevri ve güçlü, kimi de mantıksız olan bir kavrama sistemi daha vardır; bu da romantik zihindir. Hisler yoğunlaştıkça romantik zihin devreye girer ve akılcı zihin etkisini yitirir. Duyguların, akıl üzerindeki etkisini anlamak için beynin gelişimine bakmamız gerekir. Homo sapiens neokorteksi, düşüncenin beşiğidir. Hissettiklerimize düşünce katar. Hayatta kalabilme üstünlüğü neokorteksin strateji geliştirme, uzun vadeli plan yapma gibi kurnazlıklarına borçluyuz. Amigdala, romantik belleğin ve başlı başına anlamın deposudur; amigdalasız yaşam, kişisel anlamlarından soyutlanmış bir yaşamdır. Amigdala, psikolojik gözcü konumuyla ruh dünyamızda merkezi bir yere yerleşmiştir. Doğrudan amigdalaya ulaşan duygular bizim en ilkel ve en güçlü hislerimizi kapsıyor; işte bu devre, duyguların gücünü ve akla olan üstünlü ğünü çok iyi açıklıyor. Hisler, bize doğru yönü gösterir; ondan sonra kuru mantık işe yarar. Demek ki duygular mantıklı olmak için gereklidir. Bir bakıma; akılcı ve romantik olmak üzere iki beynimiz, iki zihnimiz ve iki farklı türden zekamız vardır. Hayatı nasıl yaşadığımız her ikisi tarafından belirlenir. Sadece IQ değil, romantik zeka da önemlidir. Aslında akıl, romantik zeka olmadan tam verimli çalışamaz. Akademik zekanın, romantik yaşamla pek ilgisi yoktur. Kişiler arası ilişkilerde zeka, diğer insanları anlamaktır. Özbilinç, duyguları yönetim edebilmek, kendini harekete geçirmek, başkalarının duygularını anlamak, ilişkileri yürütebilmek, romantik zekaya ait yeteneklerdir. İnsanı insan yapan niteliklerin çoğu romantik zekadan gelmektedir. Kararlar, salt mantığa dayanarak alınamaz; kişinin güdülerine ve geçmiş deneyimlerden derlenmiş romantik bilgeliğe ihtiyaç vardır. Kişisel açıdan doğru kararlar verebilmenin anahtarı, hislerine kulak vermektir. Bize sıkıntı veren duygulara yargıç olabilme, romantik sağlığımızın anahtarıdır.Duyguların yoğunluğu ve süresi müsait ölçüyü aşıyorsa, o vakit rahatsızlık veren uçlara, yani kronik kaygı, kontrolsüz öfke ve depresyona doğru kayarlar. Duygusal zeka açısından umutlu olmak, kişinin zorlu engeller veya yenilgiler karşısında bunaltıcı kaygıya, teslimiyetçi bir tutuma ya da depresyona mağlup düşmemesi anlamına gelir. İyimserlik tıpkı ümit gibi, zorluklara ve engellemelere rağmen umumi olarak hayatta herşeyin iyi gideceğine dair beklentidir. İyimserlik ve ümit öğrenilebilir. Her ikisinin de temelinde, psikologların özverimlilik dediği görüş, yani kişinin hayatındaki olaylarla başedebileceğine dair inancı vardır. Empatinin kökeni özbilinçtir.Başkalarının ne hissettiğini kaydedememek romantik zeka bakımından büyük bir eksikliktir. Çünkü romantik ahenk, empati yetisinden kaynaklanır; ahlakın kökleri empatide bulunur. Her temasta romantik sinyaller göndeririz ve bu sinyaller bizimle beraber olanları da etkiler. EQ, bu alışverişin idaresini içerir. Sosyal zekanın temelinde ise grupları organize edebilme, tartışarak çözüm bulma, kişisel bağlantı, sosyal analiz becerileri bulunur. Duygusal öğrenmede cinsiyetler arasında farklılıklar vardır. Kızlar, sözlü-sözsüz romantik işaretleri okumakta, hislerini anlatım etmekte ustalaşırken, erkekler, incinebilirlik, suçluluk, korku ve acıyla ilgili duygularını en aza indirgemekte beceri sahibi olur. Bu da ikili ilişkilerde ve evliliklerde önemli rol oynar. Evliliklerde anahtar niteliğindeki yeterliliklerden biri, eşlerin sıkıntılı hisleri kendi başına yatıştırmayı öğrenmesidir. Kendi kendine konuşma, savunmacı olmayan dinleme ve konuşma, saygı ve sevgi evlilikte düşmanlığın önünü keser. Gelecekte, EQ'nun esas becerileri ekip çalışmasında, işbirliğinde ve insanların beraber daha etkili çalışmayı öğrenmelerine yardımcı olunurken büyük önem kazanacaktır. Duyguların sağlık açısından önemi incelendiğinde ise, merkezi sinir sistemi ile bağışıklık sisteminin sayısız şekilde iletişim halinde olduğu görüldü. Öfke, kaygı kronikleştiğinde, insanların bir sıra hastalığa karşı direncini kırabilir. Depresyon ise kişilerin daha basit rahatsızlanmasına sebep olmasa bile, özellikle durumu ağır olan hastaların tıbbi açıdan iyileşmesini engelleyebilir ve ölüm riskini artırabilir. İyimserlik, umut, romantik desteğin ise şifa gücü vardır.Ayrıca, kronik ya da ağırbaşlı bir hastalıkla savaşanların hislerini umursamayan tıbbi bir bakıma artık yetersiz kalmaktadır. Tıbbın his ve sağlık arasındaki bağdan, yöntem açısından daha çok yararlanmasının zamanı çoktan gelmiştir. Ayrıca, çocukların okuldaki başarısızlıklarının ardında da romantik zekadan yoksunluk yer almaktadır. Bir çocuğun okula hazır olması, nasıl öğreneceğine bağlıdır. Bunun da 7 öğesi vardır: Güven, merak etme, amaç gütme, özdenetim, ilişki kurabilme, iletişim yeteneği, işbirliği yapabilme. Romantik dersler, (hatta kalbin en derinlerinde yer eden, çocuklukta öğrenilmiş alışkanlıklar bile) yeniden biçimlendirilebilir. Romantik öğrenme yaşam boyu sürer. Mizaç, romantik hayatımızın özelliklerini oluşturan ruh halleri olarak tanımlanabilir.Genler tek başına davranışı belirlemez; çevremiz, özellikle de büyürken yaşadıklarımız ve öğrendiklerimiz, yaşam ilerledikçe mizaçla ilgili bir eğilimin nasıl anlatım bulacağını belirler. Romantik yeteneklerimiz sabit veriler değildir; doğru bir öğrenmeyle geliştirilebilirler. Alkoliklik, uyuşturucu bağımlılığı, yeme bozuklukları gibi kötü alışkanlıklar depresyon, kaygı belirtilerini kendi kendilerine tedavi etme yöntemi olarak gelişebilmektedir. Romantik eğitim; hisleri tanıyıp onları tanımlayacak bir sözcük oluşturma anlamında özbilinci; düşünceler, duygular ve tepkiler arasındaki bağlantıları sezmeyi; bir karara duyguların mı yoksa düşüncelerin mi hükmettiğini bilmeyi; farklı seçimlerin sonuçlarını öngörmeyi ve bütün bu içgörüleri uyuşturucu kullanmak, sigara içmek ve seks gibi konulardaki kararlarda uygulamayı içeriyor. Ayrıca, his yönetimi, duyguların verimli kullanımı, empati, duyguları okuma, ilişkileri yürütme yeteneklerini yerleştirmek de eğitime dahil. Yapılan araştırmalara göre, romantik okuryazarlık programları çocukları okuldaki başarı puanlarını ve performansını iyileştirmektedir. Romantik okuryazarlık karakter, ahlaki gelişim ve yurttaşlık eğitimiyle beraber gelişir. |