Kaybetmem Dedikçe Kaybederiz Aslında
Kaybetmem Dedikçe Kaybederiz Aslında Sen de biliyorsun ki yaşam boyunca sahip olma hırsıyla büyütülüp , kaybetme korkusuyla sindirildik. Tamam belki bazılarımızın çevresinde sahip olmaya odaklı bir ortam yoktu, kader, imkansızlıklar ve kısmet değilmiş üçgeni arasında bu yaşa kadar geldik. Ama o kaybetme korkusu hep var ve olacak. Çünkü tüm dünyanın döngüsü buna dayanıyor. Kaybetme korkusu olmasaydı insanlar bu kadar çabuk etmezlerdi değil mi? Sevdiğimiz bir kişi söz konusu olunca bazen vakit sineye çekeriz, bazen vakit da kendimizi frenleriz ama kaybetmek istemeyiz. Konu maddi değerlere gelince elimizdekileri yitirmemek için girdiğimiz zararları şöyle bir hatırla lütfen. Çevre baskısının üzerimizdeki etkilerini. Ne derler korkusu ile geçirilen günler vs... Aklımıza güç bela yatan çözümleri, derhal çevremiz açısından nasıl değerlendirileceği diyaloglarını hızlıca aklımızdan geçiriveririz. Ve o an vazgeçeriz. Çünkü kaybetmek kötüdür, Kaybetmek = Toplum içine çıkamamaktır gözümüzde. Kaybetme korkusu, esnek düşünmemizi ve harekete geçmemizi engelleyen bir faktördür. Öncelikle kayıplarımızın sonuçlarını değerlendirirken ne kadar acılı olsak da mutlaka bu işin kazanımları da vardır. Bunları bulmaya çalışalım. Bize dayatılan şartlar korkularımızı üsteledikçe , kaybetmemiz daha da güçleşmekte ve kölelik süremiz uzamaktadır. Unutmayalım ki, geçici kazançlara saygınlık etmek yerine kaybetmeyi göze almak bizleri daha güçlü kılar. Kazanmanın binbir türlü yolu olsa da kaybetmeyi göze almak çok zor edinilen bir yetenektir. Bunun farkına varın. Turgay Gezici Alıntı
|